Anti-Kırılganlık

N.N. Taleb sıradışı, sivridilli ve işini iyi bilen bir istatistikçi – ve yatırım danışmanı ve yazar. Anti-kırılgan (antifragile) kavramını ortaya atan o. Kırılganı sıradışı, tahmin edilemeyen olaylar ve değişimlerden olumsuz etkilenen olarak tanımlarsak, anti-kırılgan öngörülemez olaylardan olumlu etkilenen demek kabaca. Mitolojik karakterlerden Hydra, bir başını kesince yerine iki tanesi çıkan canavar.

Eski dünyada yüzlerce yıl kara kuğu yok sanmışlar, ta ikinci yüzyıldan şiir var. Gel zaman git zaman 1697’de Avustralya’da kara kuğu tespit edilmiş. Taleb bu tip öngörülemeyen, daha önce örneği yaşanmamış ama sonradan bakınca da mantıklı sebeplerle açıklanabilen (kara koyun oluyor da kara kuğu niye olmasın?) olaylara kara kuğu diyor. Sıradışı bir insan demiştim, Taleb elini korkak alıştırmamış finans, genetik, tıp, politika aklınıza ne gelirse her alana yön veren şeyin kara kuğu olaylar olduğunu iddia ediyor.

Epeyce ilginç örnekleri de var kara kuğu olayların, 1997 Asya finansal krizi mesela. O yıllarda Tayland bahtı dolar karşısında sabit kura bağlıymış, tabii bunu yapabilmek için merkez bankasında belirli bir dolar rezervi gerekiyor, Tayland’da rezervler suyunu çektiği için sabit kur rejimi mecburen bırakılıyor. Neden oldu, nasıl oldu hala tartışmalı ama nihayetinde Tayland’da başlayan sorun kompleks pazar ve insan dinamikleriyle birleşince Güney Kore ve Japonya’yı da içine alan bir finansal krize dönüşüyor. 1998 Rusya krizinin de Asya kriziyle tetiklendiğini iddia eden bile var.

Bu tip öngörmesi imkansız olaylar karşısında geleneksel yaklaşım, sistemleri daha dayanıklı (robust, resilient) hale getirmeyi önerir. Öte yandan biliyoruz ki olası bütün felaketlere karşı önlem almak imkansız, doğanın güçleri, zamanın acımasızlığı karşısında bizim kurabileceğimiz herhangi bir sistem hiç bir zaman yeterince dayanıklı olamaz. 4 küsür milyar yıldır varolan bir gezegende ne kadar dayanıklı sistemler kurabiliriz ki?

Anti-kırılganlık kavramıyla Taleb, dayanıklılık yaklaşımının yerine daha iyisini öneriyor: Öngörülmesi imkansız felaketler, değişimler ve baskılardan olumsuz değil, olumlu etkilenen sistemler kuralım. Örneğin bir yatırım portfolyosunun anti-kırılgan olması için fonu çok güvenli ve çok riskli yatırımlar arasında bölüştürüp, orta riskli alana hiç girmeyebilirsiniz. Hızlı çuvalla (fail fast) düsturu da kurumlara inovasyon yetkinliği ve anti-kırılganlık kazandırıyor. Hızlı çuvallayıp çok denerseniz, her bir başarısızlık bir sonraki denemenin başarı ihtimalini arttırdığı için anti-kırılgan oluyorsunuz. Nereye varacağı, nerede kullanılacağı belirsiz işlere zaman/para ayırmak da, beklenmedik baskılardan daha güçlü çıkmanızı sağlıyor.

Taleb anti-kırılganlığı bence fazla geniş bir bağlamda işler kılmaya çalışıyor. Öte yandan, doğru bildiklerimizin tamamen yanlış olma ihtimalinin farkında olmak, bol bol denemek, sınırlı sayıda değişken ve kaba varsayımlarımıza dayanan matematiksel modellerimize sınırsız güvenmemek iyi fikir sanıyorum.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*